* *

AKADEMİK BAKIŞ
Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi
                           
  ISSN:1694-528X


İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi-Türk Dünyası Fakülteleri-Celalabat-KIRGIZİSTAN


Orada bir köy var uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gitmesek de görmesek de,
O köy bizim köyümüzdür.

dörtlüğüyle başlayan ve ilk okul döneminde bir çoğumuzun zevkle ezberleyip okuduğumuz bir şiir vardı. Bu şiir sanki Türk Dünyası'na olan bakışımızı özetliyor gibi… Varlığını bildiğimiz ama hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımız ya da yanlış bilgilere sahip olduğumuz bir Türk Dünyası… Gidip de gelmediğimiz veya gittiğimiz halde gerçeklerini görmediğimiz bir Türk Dünyası… Hayalimizde kendisine bir misyon biçtiğimiz ama gerçek sorunlarıyla ciddi bir şekilde ilgilenmediğimiz bir Türk Dünyası… Adriyatik denizinden Çin seddine kadar uzanan, büyük medeniyetlerin beşiği, dünyanın en önemli ve en stratejik coğrafyası olmaya namzet, jeopolitik ve jeoekonomik bakımdan merkezi bir konuma sahip bir Türk Dünyası coğrafyası, Türk milletine büyük görev ve sorumluluk yüklemektedir. Ancak bugüne kadar bilinçli bir şekilde bu sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizi söylemek mümkün değildir.. Mustafa Kemal ATATÜRK: "Bu gün Sovyetler Birliği, dostumuzdur; komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bu günden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir... Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır. Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür...İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür...Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını beklemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli..." diyerek yıllarca önce bizi Türk dünyası hakkında hazırlıklı olmaya çağırmıştır. Maalesef bu ikaz Türkiye'de çok geç anlaşılmıştır. Türkiye'de Türk Dünyası gerçeği ancak 1990'lı yıllardan sonra kabul edilmiştir. Ama bu tarihte bile Türkiye'nin Türk Dünyası hakkında belirlenmiş bir stratejisi bulunmamaktaydı. Yani hazırlıksız idik. Bununla birlikte Türkiye'de bu gerçeğin farkında olup, bunu dile getirenleri, suçlamak, onları yargısız infaza tabii tutmak ve ideolojik bir suçlu olarak göstermek alışılagelmiş gelenek idi. Türkiye'de vaziyet bu minval üzerinde cereyan ederken, başta Amerika Birleşik Devleti olmak üzere batılı ülkelerin resmi kurumları ve sivil örgütleri ele ele vererek Türk Dünyası'nın stratejik haritasını çıkarmışlardı bile. Bu harita baz alınarak çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmış ve ülkelerin zenginliklerini kendi aralarında bölüşmüşlerdi… Sadece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğinin dağılacağı günü bekliyorlardı. Türkiye olarak bu gelişmeleri çok uzakta ve kayıtsız bir şekilde seyrettik. Türk Dünyası ile ilgili ciddi bir çalışma yapmadık.(Türk Dünyası Araştırmaları Vakfi'nın yaptığı çalışmalar hariç). Bu alanda yapılan çalışmaların çoğu da batılı kaynaklar referans alınarak yapıldı. Oysa ortak tarih, kültür ve dile sahip olduğumuz bir alanda batılı ülkeler bizi referans almalı idi. Türkiye'nin artık Türk Dünyası ile ilgili daha ciddi ve organizeli çalışmalar yapması zarureti herkes tarafından daha iyi bir şekilde anlaşılması gereğini vurgulamak istiyorum. Bu nedenle, Türk Dünyası gerçeğini akademik bir bakışla, tarafsız olarak, teknolojik imkanları da kullanarak yeni bir platforma taşımak amacıyla uluslararası, elektronik ve hakemli bir dergiyi çıkarmayı kendimize bir vazife olarak gördük. İleride imkanlarımız elverirse bu derginin matbaa baskısını da çıkarmayı düşünüyoruz. Bu platforma Türk Dünyası ile ilgili çalışma yapan tüm bilim adamları ve uzmanları davet ediyoruz.

Doç.Dr. Mehmet YÜCE (Kurucu)